Şub 07
Günün Karikatürü

Günün Fıkrası
Maymun kurmuş çilingir sofrasini ormanin orta yerine, külhanbeyliği yapiyor.
O sirada zürafa ordan geçiyormuş, sormuş:
- "Vay maymun Kardeş nasilsin?"
- "İyiyim be anam, içiyorum içiyorum arslani dovüyorum."
Zürafa tirsmiş ve uzaklasmiş. Derken Zebra geçmiş, o da sormus:
- "Selam maymun abi, ne var ne yok?"
- "N’olsun be gülüm hep ayni; içiyorum içiyorum aslani marizliyorum."
Zebra da uzaklaşmiş ordan. Bu kez köstebek, geçerken sormus:
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Eğlence & Mizah
Şub 07
Eğer bir gün ağlamaklı olursan,
Beni ara…
Seni güldüreceğime söz veremem,
Fakat seninle birlikte ağlayabilirim…
Eğer bir gün uzaklara kaçmak istersen,
Beni aramaktan korkma…
Seni durduramayacağıma söz veremem,
Fakat seninle birlikte kaçabilirim…
Eğer birgün kimseyle konuşmak istemezsen,
Beni ara…
Sessiz olacığıma söz veririm,
Fakat bir gün ararsan ve cevap bulamazsan
Hemen beni görmeye gel,
Belki sana ihtiyacım vardır…
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Genel Yazılar
Şub 07
![Paylasimin tek adresi [www.dostlukvadisi.org]](http://img99.imageshack.us/img99/8694/35icg8iee3468lg6.jpg)
![Paylasimin tek adresi [www.dostlukvadisi.org]](http://img145.imageshack.us/img145/7310/3y4uy3dee34c6pu0.jpg)
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Genel Resimler, kelebek
Şub 07
Bir bilge , tam trene biniyordu ki, ayakkabılardan birisi ayağından çıkıp yere düştü.
Aşağı inip onu alması imkansızdı, çünkü tren çoktan harekete geçmişti. Yanında ki arkadaşları ne yapacağını merakla bekliyorlardı..
O sakin bir biçimde, diğer ayağındaki ayakkabıyı da çıkarıp düşürdüğü ayakkabıya yakın bir yere fırlattı.
Talebelerinden birisi dayanamadı ve sordu:
-Neden böyle yaptınız?
-Demiryolunun üzerindeki ayakkabı tekini fakir birisi bulursa, diğer tekini de bulup giyebilsin diye…
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Hayata Dair
Şub 07
Selanik’te öğrenci iken, Nadire diye bir komşu kızı varmış.
Ciğerlerinden hasta olan bu kız Mustafa’ya pek hayranmış.
Her geçişinde pencereye koşar, ona bakarken yüzünü al basarmış.
Bir gün komşu kızı Hatice’ye açılmış:
"Mustafa Bey, öteki arkadaşlarına hiç benzemiyor" demiş.
Bu gizli sevdayı Mustafa’ya hissettirmeye karar vermişler.
Hatice, Zübeyde hanımların evine girer çıkarmış. Bir cuma, ailece oturmaya gitmişler.
Mustafa evde yokmuş.
Hatice, üst kattan bir şey getirmesi istendiğinde aklındaki planı uygulamaya koymuş.
Sofadan geçerken, saksı içindeki kırmızı karanfillerden birini gizlice koparmış. Mustafa’nın üst katta soldaki yatak odasına dalmış. Karyolasının başucundaki masanın üzerinde açık duran tarih kitabının üzerine karanfili bırakmış.
Korkudan titreyerek koşar adım aşağı inmiş.
Çiçeğin Nadire’den geldiğinin anlaşılacağına eminmiş.
* * *
Az sonra Mustafa eve gelmiş.
Zübeyde Hanım’ın ve Hatice’nin annesinin ellerini öpmüş.
Hatice’nin de elini sıkmış.
O dönem Türkler arasında el sıkma âdeti olmadığından Hatice şaşırmış biraz… Zaten gizlice bıraktığı çiçekten dolayı pek heyecanlıymış.
Mustafa bu heyecanı hissetmiş; gözlerini Hatice’nin gözlerine dikmiş.
Küçük kız ne yapacağını bilememiş.
Mustafa "Ders çalışmam lazım" deyip yukarı çıkmış. Çıkar çıkmaz da tekrar aşağı indiği ayak seslerinden anlaşılmış.
Hatice kalbinin duracağını hissetmiş.
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Genel Yazılar, karanfil, kırmızı
Şub 07
Hikaye - Toplam 8 kez okunmustur.
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı; ama küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:
- Küçük!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
- Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
- Bence önemli değil!. diye atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı. Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Hikaye
Şub 07
Günler vardır sayılır.
…Salı,çarşamba,perşembe..
İple çekilir pazar günü.
Günler vardır kutlanır,
….çaylı,pastalı…danslı,
Denilir…yaş günü….
Günler vardır yaşanır,
….sazlı,sohbetli,şerbetli…
Arzuların birleştiği düğün günü.
Günler vardır gidilir,
….kırılır,dökülür,saçılır..
Dedikodu kaynaşır kabul günü.
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Genel Yazılar
Şub 07
İkinci Dünya Savaşı sırasında kocam, Kaliforniya’daki Mojave çölüne yakın bir askerî üste görev almıştı. Ona yakın olmak için ben de bu beldeye taşındım. Fakat bu yerden nefret ediyordum. Hayatımda bu kadar mutsuz olduğumu hiç hatırlamıyordum.
Derken, kocamın Mojave çölünde manevraya çıkmasıyla küçük bir evde tek başıma kaldım. Sıcak tahammül edilemez bir dereceydi; nadir kaktüslerin gölgesinde, sıcaklık 52 dereceye kadar yükseliyordu.
Etrafımda Meksikalılar ile Kızılderililerden başka kimse yoktu. Onlar da İngilizce bilmiyorlardı. Mütemadiyen rüzgâr esiyor; yediğim yemekler, soluduğum hava kumla doluyordu.
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: Hayata Dair, Hikaye
Şub 07
Hikaye - Toplam 17 kez okunmustur.
Ne çok şey söylenmiş Gül hakkında… Ne kadar da övülüp, yüceltilmiş! Sizce değmez mi bunca söze O güzelim Gül!?…
"Eğer Gül’ün vasıflarının şerhini devamlı, durmadan söylesem, yüzlerce kıyamet geçer de o yine bitmez." der Mevlâna…
Ya bülbül? Feryat figan, aşk uğruna canına kasdeden zavallı mecnun bülbül!.. Onun hakkında söylenmiş bir söz yok mu?.. Yoksa adından bile söz edilmeye değmez bir "yok" mu?
"Bir milyon adı varsa aşkın, bir eksiğiyle hep Gül’den alır ilhamını. Kağıt, kalem ve kitap… Söz, kelam ve hitap… Her suret ve her şekil Gül’e
mahkum. Nitekim kimiler Gül dediler, ömür boyu Güldüler; kimiler Gül dediler, Gül uğruna öldüler", diyor İskender Pala…
Gördünüz mü ya?!!.. Fedakarlığı, adanmışlığı, uğruna ölümü göze aldığı aşkı dahi bülbüle nisbet edilmez. Bülbülün adı dahi geçmez de, O ilahi aşk dahi Gül’e nisbet edilir. Güzel olan tüm sıfatlar Gül’ündür. Gül Leyla’dır, Leyla bir Gül..
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: bülbül, gül, Hikaye
Şub 07
Şiir - Toplam 12 kez okunmustur.
Geri dön ey insanlık
Seni çok özledik…
Sevdik, sevdalandık..
Yaşadık, insanca..
Bir gün bir hain el…
Yüreğimizdeki insanlığı söktü..
Biz
böylemiydik…
Böyle mi olmalıydık..
Bir avuç dosttuk..
Dostluk adına
Sevgi adına…
İki kadeh kaldırdık..
Birinden irin…
Birinden kin akıttık…
Türküleri nefrete…
Şiirleri kıskançlığa buladık…
Devamını okuyun »
ne_yaa tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: insanlık, Şiir